Follow by Email

25 Ocak 2012 Çarşamba

Mahmut Çetin’le biyografik sohbet

 
 
Enes Nuri Erdoğan'ın haberi 


Her Perşembe Timaş Kitap Kahve'de düzenli olarak devâm eden Bâb-ı âli sohbetlerinin 85'incisi 12 Ocak 2012 Perşembe günü gerçekleştirildi. Bu haftanın konusu şimdiye dek üzerinde fazlaca durulmayan "Biyografi" idi. Programı Târih ve Düşünce dergisinin genel yayın yönetmeni Mehmet Fatih Can idâre etti.

Bu haftaki konuşmacı, araştırmacı-yazar ve biyografik çalışmaları ile öne çıkan Mahmut Çetin idi. Mahmut Çetin kimdir? Kendisini kısaca tanıyalım: 1 Ocak 1963 yılında dünyaya geldi. İlk ve orta öğretimini Ankara ve Adapazarı'ndaki muhtelif okullarda tamamladıktan sonra Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi (1986). Mezuniyet Tezi Yahya Kemâl'in "Eski Şiir'in Rüzgârıyla" adlı eserinin indeks-sözlüğü idi. TRT Yardımcı Prodüktörlük Kursu'na katıldı. Askerlik hizmetini tamamladıktan sonra, 1989 yılında İstanbul'a geldi. Çeşitli gazete, dergi ve televizyon kuruluşlarında çalıştı. 1996 yılında Edille Yayınları'nı kurdu. 2000 yılında http://www.biyografi.net/sitesinin yayınını başlattı. Aynı yıl Edille Yayınlarının ismini Biyografi Net olarak değiştirdi. Yazdığı kitaplar içinde "Boğaz'daki Aşîret" ön plana çıktı ve bu ifâde sosyolojik terim hâline geldi. 1995 yılında Beyan, 2003 yılında ise Biyografi Analiz dergilerini çıkardı. Hâlen Biyografi Net yayınevinin editörlüğünü yapan Çetin, http://www.biyografi.net/ve http://www.biyografianaliz.net/isimli internet siteleri ile biyografi merkezli yayınlar yapıyor.

Mahmut Çetin'in öne çıkan eserleri ise şunlardır: İslâm Sanatı'nın Yeniden Teşekkülü, Aydın Yabancılaşması, Boğaz'daki Aşiret, Hırka (roman), X ilişkiler, Teyze ile Prenses, Genetik İhânet, Çinli Hoca'nın Torunu Ecevit, Eminönü Sözlüğü vb.dir.
Her hafta olduğu gibi konukların yerini almasıyla tam vaktinde, saat 18.00'da başlayan programın açılış konuşmasını ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım yaptı. Konuşmacı Mahmut Çetin'i günümüzün İbnülemin Mahmut Kemâl İnal'ı olarak takdim eden Yardım, konuşmacının kendisine de ilham kaynağı olduğunu ifâde ettikten sonra, sözü programı idâre edecek olan Mehmet Fatih Can'a bıraktı. Mehmet Fatih Can, programın ilerleyen bölümlerinde sorular sorarak konuşmayı renklendirmek istediğini belirterek mikrofonu Mahmut Bey'e uzattı.

Sözlerine “Boğaz’daki Aşiret” isimli kitabından başlayan Mahmut Çetin, eserin Boğaziçi’nde bir kast oluşturan büyükçe bir ailenin hikâyesini; yer yer Türk Solu târihini, yer yer de Batılılaşma târihini anlatırken; aileler arasında evlilikler yolu ile kurulan sanata, ticarete, eğitime, bürokrasiye ve giderek yabancılaşmaya nasıl yansıdığını resmeden bir eser olduğundan bahsetti. Sözlerine yapmaya çalıştığı şeyin Kültür Arşivciliği olduğunu ifâde ederek devam eden yazar, dostlarının hâtıralarını dinleyerek ve gerçek hayat öykülerini kaleme alarak başladığını belirtti. Köken ve İlişkiler Sözlüğü’nün önemine vurgu yapan yazar, Gazi Osman Paşa’nın torunu Haydar Kutlu’nun durumu ve Âkif’in torununun TKP’nin kurucusu olmasının ne büyük bir çelişki olduğunu ve bu kişilerin neden dedelerinin misyonu ile savaşır hâle geldiklerinin sorgulanması gerektiğini belirtti. Eserlerini komple kulvarından kurtulmak için yazdığını belirten yazar, 12 yıl önce biyografi.net isimli siteyi kurduğunu ifâde ederken standart bilgiye ihtiyaç olduğunun üzerinde de önemle durdu. Şu an internet üzerindeki standart bilgilerde bile sorun var. Cenap Şehâbettin’in oğlu İsmet Tümtürk’ün 4 ayrı doğum tarihi bulunmaktadır. Bu gibi sebeplerden doğan ihtiyaçla biyografi.net’i kurdum. Bir süre Biyografi Analiz Dergisi’ni kurma işini erteledim. Ancak 2003 yılında ABD Irak’a girme karârı alınca, ben de dergiyi kurma karârı aldım. Bir tavır gerekiyordu… Belki komik ama ben de böyle bir tavır sergileyerek fikir savaşımı başlattım. Her toprağın bir vatan olma özelliği vardır. Ve hiçbir vatan toprağı sebepsiz işgâl edilemez.

Biyografi masum bir alan olarak gözükse de, virgüllük bir alan olmaktan çıktı. Bir mekanizmanın hayat alanı oldu. Her devlet çeşitli evren tasavvuru oluşturuyor ve kişisel bakışa göre şekil geliştiriyor ki; meselâ bir Stalin figürü var. Fırça bıyık bir model olmuş. Che Guevara fotoğrafı… Bunların hepsi bir sunum… Che Guevara Küba Merkez Bankası’nı yönetmiş. Ancak onun bir baba fotoğrafı da var. Çocukları kucağında, eşi yanında… Eğer bu fotoğrafı dünyaya sunulsaydı, eminim yaşanabilir bir sosyalizm anlayışı ortaya çıkardı.

Biyografi fazla es geçilmiş bir alan. Kültür Bakanlığı’nın sitesinde Nasreddin Hoca: Dînin naslarıyla çatışmayan kişi olarak tarif edilirken, daha sonra değiştirilerek, “Koyu şeriat akımı karşısında esneklik gösteren kişidir.” diye tanımlanmıştır. Biyografi gerçekçi ve belgelere dayalı olmalıdır. Bir edebî eserdir; ancak saptırılmaya müsâittir. Tartışılmaya açık yan bırakılmamalıdır. Woody Allen ile ilgili enteresan şeyler yazılmıştır. Evinden hiç çıkmayan, sporu hiç sevmeyen, yemeklerini evinde yiyen asosyal bir kişi olarak yayın yapıldı. Ancak Woody Allen bir tekzip yayınlayarak yemeklerini dışarıda yediğini, hatta atletizmle uğraştığını duyurdu. İşte bu sebepledir ki, biyografi gerçekçi ve belgelere dayalı olmalıdır.

Mehmet Fatih Can’ın şu sorusuyla program devam etti: Genç Roma ve Osmanlı’da mahalledeki insanların etnik özellikleri merak edilmezdi. Ancak Avrupalılarda ve Ruslarda durum farklı… Kim oldukları öğrenildikten sonra hemen etnik durumları sorulur. Osmanlı vârisi bir millet olarak toplumun önündeki insanların etnik durumunu merak eder olduk. Bunun sebepleri nelerdir sizce? Mahmut Çetin bu soruya ilginç bir isimle cevap verdi. Eurovision şarkı yarışmasına katılacak olan Can Bonomo biyografisi… Bu kişinin kim olduğunu bilmeyen bir matbaacı arkadaşının: “Bu aslan Selanikli ve bir İzmir çocuğudur” cevabı!..

Sözlerine meşrûiyet krizi ile devam eden konuşmacı Çetin, on yıllık bir yerli iktidar var; ancak bazı olaylar karşısında derhâl savunma telaşı içerisine giriyorlar. Bir İLESAM toplantısında Hilmi Oflaz’ın: “Siz aslansınız fakat size fare olduğunuz telkin ediliyor.” sözlerini hatırlatan yazar, Tevrat merkezli insanların telkinleri bunlar diyor. Tevrat’a göre gerçek insanlar seçilmiş Yahudiler, diğerleri ise onlara hizmet etmek için yaratılmış varlıklardır. Türkler Tevrat merkezli fotoğrafı çekip artık ağlamaktan vazgeçmeli ve işini hakkıyla yapmalı!

Genel düşüncem Nokta dergisi gibi bizim toplumun göreceği bir haftalık derginin arşivini oluşturmaktı. Taha Toros’un: “Şimdiki aklım olsaydı ilgi alanımı daraltırdım.” sözü üzerine ben de alanımı sınırlandırdım. Bu sözlerden sonra Mehmet Fatih Can mikrofonu aldı ve Boğaz’daki Aşîret’i okuyunca kültür-sanat iktidârı var; bunlar siyasîler gibi 2-3 senede sandıktan çıkmıyor; bunların birbiriyle akrabalıkları var… Vay anasını dedim… Bu pohpohlamalarda ve paslaşmalarda genetik ve siyasî bağlantılar var… Dağınıklığımızı kültür-sanatla birleştirici hâle getirmeliyiz. Bu fikri sinerjiye nasıl dönüştürebiliriz?

Bu soru üzerine mikrofonu tekrar alan Çetin: “Ayrımcılığı kim yaparsa yapsın, biz dahi olsak yanlıştır.” 1950’lerde olsak fazlasıyla şikâyet hakkımız vardı; ancak bugün internet meşrû zeminde bize her hakkı veriyor. Size internetten ilginç bir örnek vereyim. Wikipedia var. Herkes buradan bilgiyi alıp dönüştürüyor. Bu adamlar mı bizi tasarlıyor? Benim önceliğim bilgi… Bazı hakikâtler değişmiş. Torununuzla konuşamıyorsunuz… Bilgi işlenmeli, rafine bilgi olmalı. İsmet Özel, Batı için Hegel neyse Türk Edebiyatı içinde Nazım’ın üvey oğlu olan Memet Fuat odur diyor. O dönem, şimdilerde 60’larında olanlar ondan okey almadan star olamazlarmış.

Bu ülkenin münevverleri gerçekleri ortaya koymalı. Bir gün bir belediye başkanı dostumuza burada bir tiyatro açmak size vacip dediğimde, utanmasan farzdır diyeceksin demişti bana. Tiyatro oyunlarına bir bakın! Kaç tanesi buralı! Orada oynayan oyuncular sâdece para için değil pratiği için de yapıyorlar bu işi. Ve o kültürle yetişiyorlar. Târihte hep Kuzeyliler Güneylileri, Et Yiyenler Ot Yiyenleri, Bilgili Olanlar Olmayanları ezmişler. Biyografi bize bunu gösteriyor.

Ben kupür kesmeyi severim. 10 tane sağcı gazeteden 5 tane kupür çıkmaz ama sâdece Hürriyet’ten 5 tane çıkıyor. Bence başta biyografi olmak üzere içerik sorunu var. İslâm Ansiklopedisi âcilen internete aktarılmalı. İçerik oluşturarak, her şeyi formatına uygun bir şekilde aktarmalı. Entegre iletişimlere ihtiyacımız var.

Sohbetin bu bölümünde Mehmet Fatih Can söz alarak: “Bir takım kesimler sizi rahatsız etti mi?” sorusunu yöneltti. Yazar, bizim tarafın aksine daha fazla ilgi gösterdiler dedi. Boğaz’daki Aşîret aileleriyle arasında dostluklar oluştuğunu ve hatta bâzı ailelerin eksik kalan bâzı bilgileri tamamladığını ifâde etti. Ben yaptığım işleri usûlüne uygun yapalım istiyorum. Altûnizâdeler ile aramızda dostluk oluştu ve bana aile ile ilgili bir kitap yapalım teklifi geldi. Ecevit’in Vahdettin ile akrabalığını anlatan “Teyze ile Prenses” kitabı Metrocity’nin vitrinini doldurmuştu.

Almanların Dünya Biyografi Arşivi’nde 65.000 kişinin 100.000 arşivi var. İsmet Miroğlu Hoca ile ilgili senin sevdiğin yemekleri, yapılan esprileri, ayakkabı numaranı bile biliyoruz diyorlar. Eğer vâr olmak istiyorsak kişileri, kurumları, devletleri bilmek zorundayız dedikten sonra yazar ilginç bir hâtırasını paylaşıyor bizimle. İhmalyan, TKP’li bir ressam. Oğlu güzel bir Türkçe ile hatta Osmanlı Türkçesi ile babasının biyografisi ile ilgili tashih yapmak istediğini içeren bir mail atıyor. Yazar konuşmasının devâmında ilginç bir konuya daha temas ediyor. Uzun yıllar yayın hayatını sürdürmüş olan Nokta dergisinin arşivi bir sahafa düşmüş. 20 iş adamına söyledim. Gelin şunu yurtdışına çıkmadan alalım. İçlerinden sâdece biri zarf getir bakalım dedi. Bunu sahafa söylediğimde ise: “İsteseydi gelir kendi bakardı.” “Ben Avrupalı bir arşiv uzmanına bundan bahsetseydim iki günde kapıma üşüşürlerdi.” Bu sebeptendir ki, Tecessüs Batı’nın alâmet-i fârikasıdır.

Sona gelindiğinde söz alan program yönetmeni Mehmet Fatih Can: “Biyografi nasıl insanlara can veriyorsa, mekânlarda insanların ruh iklimini oluşturmada pay sâhibidir. Bu noktada son günlerde Emek Sineması’na ne kadar önem atfediliyorsa, Sultanahmet Camii’ne, Bâb-ı âliye, Cağaloğlu’na da o derece önem verilmeli. Bâb-ı âlideki yayıncıların bulunduğu iş hanları bir çırpıda satılıp otel yapılmamalı.
Kaynak:  Sanatalemi.net
http://haber.rotahaber.com/mahmut-cetinle-biyografik-sohbet/240640/

4 Ocak 2012 Çarşamba

Mahmut Çetin'den yeni kitap

Mahmut Çetin'den yeni kitap
Yeni Dünya
y.19 s.219 Ocak 2012

Boğaz'daki Aşiret, X İlişkiler ve Aydın Yabancılaşması kitaplarıyla isimler ve kişiler üzerinde düşünceler sorgulayan Mahmut çetin, okurun karşısına yeni bir kitapla çıktı. Biyografi Kitabı adını taşıyan son çalışma, biyografi çalışmalarına yeni bir bakış kazandıracak. Hep biyografi merkezli işler ortaya koyan Çetin, bu alanave tarihe katkı sağlamaya devam ediyor.. Televizyonculuk da yapan Çetin, belgesel, kültür-sanat ve tartışma programlarına imza attı.

www.biyografi.net sitesinin kurucusu ve yöneticisi de olan yazar, kültür hayatımıza biyografi alanındaki yazılı ve görsel malzemelerle hizmet etmeye devam ediyor. Yıllardır bu alandaki birikimini ve tecrübesini kitap olarak yayınlayan yazar, biyografi tarihimizde önemli bir boşluğu doduruyor.

Biyografinin tarihçesi

Biyografinin tarihçesi
Kitap Zamanı
2 Ocak 2012

Morfolojisi çok basıt duruyor: Biyo-grafi / canlı (hayat) çizgisi (tabloso). Fakat gelip dayandığı anlam dünyasında bir insan hayatı söz konusu olunca mesele çizgilerden, tablolardan çok daha 'canlı' ve değerli bir alana kayıyor. biyografi, kısaca hayat hikayese... bir yanılya edebiyat, diğer yanıyla tarihin içinde yer alıyor. biyografinin tanımı, özellikleri, biyografi ve belge ilişkisi, biyografi yazımanın süreçleri, tarihte ve günümüzde biyografi, biyografinin diğer alanlarla ilişkisi, biyografi kimlik ilişkisi eserin içindeki bazı bölüm başlıkları.

Biyografinin biyografisini yazdı

Biyografinin biyografisini yazdı
Star 5 Ocak 2012

Türkiye’de biyografi yazımında büyük eksikler olduğunu söyleyen Mahmut Çetin, biyografi türünde sağlıklı yol alabilmek için biyografinin kitabını yazdı.

Öncelikle bir Afrika atasö-zünü hatırlatmakta fayda var: “Arslanlar kendi tarihçilerini ortaya çıkarmadıkları sürece, tarih, avcıların kahramanlık hikayelerinden oluşmaya devam edecektir.” Çok şey anlatan bir söz değil mi? Tarihi kaydetmenin önemine ancak bu kadar veciz bir şekilde vurgu yapılabilirdi. Tarihi kaydetmenin, gelecek kuşaklara aktarmanın bir yolunun da biyografilerden geçtiğini unutmamak gerekiyor. Elimizde ilginç bir kitap var. Türkiye’de pek de gelişmiş bir tür olmasa da yazar Mahmut Çetin biyografinin biyografisini yazdı. Çetin’in ‘Biyografi Kitabı’ adını verdiği eserde, bu türün tanımı, özellikleri, biyografi ve belge ilişkisi, biyografi yazımının süreçleri, tarihte ve günümüzde biyografi, türün diğer alanlarla ilişkisi, biyografi kimlik ilişkisi gibi konular ele alınıyor. Kitap, Türkiye’de bu alanda yazılmış ilk eser olma özelliğine sahip. Sahih bilgiye ulaşmanın bilgi kirliliği yaşanan bu dönemde daha da zorlaştığından yakınan Çetin, devlet eliyle biyografi enstitüsünün kurulması gerektiğine dikkat çekiyor. Batı ülkelerinde bu tür enstitülerin bulunduğuna dikkat çeken Çetin, “Almanların dünya biyografi arşivi var. Sadece Türk biyografileri bölümünde 60 bin kişinin biyografisi bulunuyordu 1990 itibariyle. 60 bin kişinin de 100 bin değişik biyografisi bulunuyordu. Bir kişinin dört ayrı biyografisi yazılmış. Almanya bizim biyografimizi tutuyorsa burada da devlet eliyle birşeyler yapmamız gerekir. Bu bir zorunluluk halini aldı.” diyor. STAR SANAT

İslam Ansiklopedisi ciltlere hapsedilmesin

Toplumda internet yoluyla müthiş bir bilgi kirlenmesi yaşandığını söyleyen yazar Mahmut Çetin, “Doğru bilgiyi internette yaygınlaştırmak lazım. Bu yapılmazsa internette suyunun suyu ve bozulmuş bilgilerle idare ediyoruz. Mesela Diyanet’in İslam Ansiklopedisi’ni ciltlere hapsetmişiz. Vikipedia’ya mahkumuz böyle bir şey olabilir mi?” diyerek tepkisini dile getiriyor. Biyografinin zengin bir tür olduğunu ve sınırlamanın gerekmediğini hatırlatan Mahmut Çetin, “Romana yakın anlatılar da, bir araştırma metni de biyografi türüne girebilir. Sezai Karakoç’un İmam Rabbani şiirini de biyografi saymalıyız’ diyor.

Ölüm ilanlarını hiç kaçırmam

ÖLÜM ilanlarından biyografi okuması yapmak ilk bakışta garip gelebilir ama biyog-rafi yazarı Mahmut Çetin, bu ‘garip’ yöntemi mesleki bir gereklilik olarak kullanıyor. Biyografi yazımı konusunda kaynak sıkıntısı çektiğini söyleyen Mahmut Çetin, özellikle aile tarihi yazımında kendisine en büyük yol göstericinin ölüm ilanları olduğunu söylüyor. Gazetelerdeki ölüm ilanlarını hiç atlamadan takip ettiğini anlatan Çetin, özellikle köklü ailelerin soy ağacını bu şekilde çıkarabildiğini belirtiyor.

Boğaziçi Aşireti’nin yazarından bir ilk

BİYOGRAFİ merkezli kitaplar yayınlayan Mahmut Çetin ‘Biyografi Kitabı’ için 4 yıl çalıştı. Aynı zamanda editör ve belgesel yönetmeni olan Çetin’in yazı faaliyetinin ana omurgasını biyografinin bir alt dalı olan aile tarihçiliği oluşturuyor. Başta ‘Boğaz’daki Aşiret’, ‘X İlişkiler’, ‘Aydın Yabancılaşması’ olmak üzere yazdığı eserler belirli bir boşluğu doldurdu. ‘Biyografi Kitabı’, Türkiye’de biyografi alanında yazılan ilk eser. Kitap, Biyografi Net Yayınevi tarafından okura sunuldu.

STAR BİYOGRAFİ KİTABI

http://www.stargazete.com/kultursanat/fb-412384.htm?fb_comment_id=fbc_10150565682242442_22058605_10150566003162442#f2d625d687e0f18

Mark Pincus

Herkesin ektiği Farmville’i biçen adam Mark Pincus
Facebook’ta fenomen olmuş FarmVille adlı sanal çiftliğin sahibi olan Mark Pincus’un adında bir de Jonathan var. Mark Jonathan Pincus 1966 yılında doğmuş başarılı bir internet girişimcisi. FarmVille, CastleVille, Mafia Wars, Indiana Jones Adventure World ve CityVille gibi oyunların yaratıcısı Zynga adlı şirketin eş-kurucusu ve Ceo’su.

Chicago’da doğup büyüyen Mark Pincus, Pensilvanya Üniversitesi’ndeki ekonomi eğitiminin ardından Asia Capital Partners için iki yıl Hong Kong’ta çalıştı. ABD’ye döndükten sonra Harvard Üniversitesi’nden MBA derecesi aldı.

Harvard sonrası AT&T’de bir süre çalıştıktan sonra 1995’te Freeloader’ı kurdu. Beleşçi, ücretsiz yükleyici ismindeki bu ilk şirketi yedi ay sonra Indivual tarafından 38 milyon dolara satın alındı. İş hayatının ilk yılında milyoner olan Mark Pincus, iki yıl sonra ikinci şirketi Support.com’u kurdu. Şirket kısa sürede servis ve destek otomasyon yazılımı konusunda lider oldu. Temmuz 2000’de halka açılan şirketin adı 2002’de SupportSoft olarak değişti.

2003 yılında üçüncü girişimine başlayan Pincus, ilk sosyal ağlardan olan Tribe.net’i kurdu. Bu şirket de 2007’de dijital medya için bir sosyal ağ geliştirmek isteyen Cisco System tarafından satın alındı.

Bu arada, 2005 yılında Facebook’a 12,7 milyon dolar yatırım yapan ilk üç yatırımcıdan biri olan Mark Pincus, 2007’de, kendisini milyarderliğe taşıyacak şirketi Zynga’yı kurar. Dört yıl önce kurulan Zynga genellikle sosyal ağlarda rağbet gören oyunlar üretti. 2010 yılında 850 milyon dolar kazanan şirketin 2011 gelirinin 1,4 milyar dolar olması bekleniyor.

Facebook’ta herkesin ektiği sanal çiftliğin ürünlerini asıl biçenlerden olan Mark Pincus için Daily Beast sitesine konuşan bir Silikon Vadisi çalışanı Joe Kraus şunları söylüyor: “Çok zeki, ama hep para peşinde. Bunu kötü bir eleştiri olarak söylemiyorum. Ona gerçekten hayranım.”

İsmail Şen
İstanbul Ticaret 23 Aralık 2011